Röportajlar

İndus Danışmanlık Kurucu Danışmanı M. Efsun Yüksel Tunç:

    İndus Danışmanlık Kurucu Danışmanı M. Efsun Yüksel Tunç: “İnsan odaklı olarak farklılaşmalıyız”   Dijital 1.0 denen yeni dünya düzeninde şirketlerin dijital dönüşüme geçiş aşamasını hızla tamamlamaları gerektiğini anlatan..

İndus Danışmanlık Kurucu Danışmanı M. Efsun Yüksel Tunç:

 

 

İndus Danışmanlık Kurucu Danışmanı M. Efsun Yüksel Tunç:

“İnsan odaklı olarak farklılaşmalıyız”  

Dijital 1.0 denen yeni dünya düzeninde şirketlerin dijital dönüşüme geçiş aşamasını hızla tamamlamaları gerektiğini anlatan İndus Danışmanlık Kurucu Danışmanı M. Efsun Yüksel Tunç, iş dünyasının buna adapte olmasının zorunlu olduğunun altını çiziyor. İndus Danışmanlık Kurucu Danışmanı M. Efsun Yüksel Tunç, dijitalleşme 1.0 denen yeni dünya düzeninde kurumların dijital dönüşümlerinde farklılaşmanın insan odaklı olması gerektiğine de özellikle dikkat çekiyor.

M. Efsun Yüksel Tunç
M. Efsun Yüksel Tunç

Indus Danışmanlık hakkında bilgi verebilir misiniz?

2021 yılında 20’inci yılını kutlayacak olan İndus Danışmanlık; bilgili, deneyimli ve sonuç odaklı yaklaşımıyla çalıştığı birey ve kurumların hedeflerine ulaşmalarını sağlamak için farkındalık yaratmayı ve değişim için yön göstermeyi misyon edinen köklü bir profesyonel eğitim ve yönetim danışmanlığı şirketidir.  İsmini M.Ö. 3000 yılında yaşamış olan, bilginin ve ışığın insanları diye nitelendirilen İndus uygarlığından alıyor. İsminden aldığı ilhamla bilgi ve ışık yayma misyonuyla çalışmalarını sürdüren İndus Danışmanlık, kurumlara ve bireylere verdiği eğitimlerde koçluk metodolojisi uyguluyor. Bu metodolojide; önce farkındalık yaratılıyor, kişiler değişim için isteklendiriliyor sonra da değişim için bilgi ve deneyim paylaşılıyor. Mitolojik programların da olduğu güncel eğitimler; Fun@Work, Dine & Fine gibi farklı kurgularla da destekleniyor.

 

İnsana dokunabilmek çok kıymetlidir

Dijitalleşme 1.0 denen yeni dünya düzeninde kurumların dijital dönüşümlerinde farklılaşmanın insan odaklı olması gerektiğine özellikle dikkat çekiyorsunuz…

Dijital 1.0 denen yeni dünya düzeninde kurumların dijital dönüşümünde insan kaynakları (İK) uygulamaları çok önemli. Özellikle pandemi şartları sebebiyle online eğitimler öne çıktı ve bu şartlara uygun doğru eğitimler almak bir gereklilik. Müşteri deneyiminin belki de hiç olmadığı kadar önemli hale geldiği bir dönemden geçiyoruz. Sistemler kuruluyor ancak o sistemleri kullanacak olanlar yine kişiler. Şirketlerin çağrı merkezlerine müşteri deneyimi için eğitimler veriliyor. Hizmet sektöründen üretim sektörüne kadar tüm sektörlerde çağrı merkezine telefon geldiği anda orada çalışanların insana dokunabilmesi çok kıymetlidir.

Son kullanıcıya ürün satan firmaların da yine insan odaklı olarak farklılaşması gerekiyor. Pek çok farklı sektöre danışmanlık yapan bir firma olarak pandemi döneminde e-ticaret ve lojistiğin büyük yükselişini önceden görmüştük ve süreç içinde buna hep beraber tanıklık ettik.

 

Dijital 1.0’da bizleri neler bekliyor?

 

Yeni Dünya Dijital 1.0’da bizleri neler bekliyor? Şirketler ve çalışanlar bu yeni düzene nasıl hazırlanmalı, neler yapmalı? 

 

Hep dijital dönüşümden bahsediyoruz; dijital dönüşüm ile nereye varacağımız sanki daha arka planda kalıyor. Kurumlar dijital dönüşümü hangi amaçla kullandığını bilse, çalışanlarına doğru aktarabilse çalışanlarını dönüşümün bir parçası yapmaları, onlarla daha hızlı yol almaları ve başarılı sonuçlara daha kolay ulaşmaları mümkün olur.

Kurumlar için en önemli konu maliyetleri optimumda tutarken üretkenliği artırarak şirket için rekabet avantajı yaratmaktır. Değer zincirleri işletmelerin verimliliğini artırmaya yardımcı olur ve işletmeler en düşük maliyetlerle en fazla/yüksek değeri sunabilir hale gelir. Değer Zinciri, bir ürünü ya da hizmeti fikirden gerçeğe dönüştürmek için adım adım ilerleyen bir iş modelidir. Değer zincirleri dijital dönüşümle yeniden tasarlanabilirse firmalar için başarılı sonuçlar söz konusu olur. Başka bir bakış açısıyla eğer dijital dönüşüm değer zincirinin bütün adımlarına uygulanırsa işe yarabilir.

Dijital çağın getirdiği tüm yenilikler, teknolojik gelişmeler, işletmelerin daha hızlı ürün / hizmet tasarlamasını ve sunmasını, birden çok kanalda satış yapmasını, değişen taleplere anında yanıt vermesini gerektirdi. Rekabet avantajı elde etmek için tüm süreçlerde dijitalleşmek firmalar için mecburi oldu.

Dijital dönüşüm, dijital teknolojinin bir işletmenin tüm alanlarına entegrasyonudur, çalışma şeklini değiştiren çalışana ve müşteriler değer katan kültürel bir değişimdir.

Hayatta kalma, hayatta kalabiliyorsak rekabetten sağ çıkma, rekabetten sağ çıkabilmek için değer zincirini doğru kurgulama gibi nedenler işletmeleri dijital dönüşüme yönlendiriyor.

 

ABD ve Çin başı çekiyor

Dijital dönemde hangi ülkeler önde, biz neredeyiz?

Dijital dönüşümde ABD ve Çin başı çekmekte olup, bu ülkeler Avrupa’nın yüzde 5 kadar önündedir. Bunun temel sebebi şudur; son 5 yıla kadar, ABD ve Çin, yapay zekâ ile ilgili küresel risk sermayesinin ve kurumsal finansmanın yüzde yarısına yakınını çekerken, Avrupa sadece yüzde 10’luk bir pay alabilmiştir. Küresel çapta, yapay zekâ ve dijital teknolojilerin etkisinin, dünya ekonomisinin yüzde 50’sini etkileyebileceği ön görülmekte ve bu oran 1 milyardan fazla çalışanı etkilemektedir.

Türkiye’de işgücünde bulunan 20 milyondan fazla kişinin mevcut mesleğine devam ederken teknolojik yetkinliklerini geliştirmesi bir zorunluluk olacaktır. Türkiye, gelecek 10 yılda Batı ülkeleriyle karşılaştırıldığında yüzde 20’den daha büyük bir oranda işgücünün yetkinlik gelişimini sağlamak zorundadır.

 

Yükselecek ve yok olacak meslekler

İşgücünü ve ekonomiyi nasıl etkileyecek? Hangi meslekler nasıl etkilenecek? 

Dünya genelinde mevcut teknolojiler işlerin yüzde 50’sinin dijital dönüşüm ile yapılmasına olanak sağlarken bu Türkiye için, mesleklerin yüzde 60’ında, yapılan işin yüzde 30’dan fazlasının dijital dönüşüm ile yapılabileceğini göstermektedir. İş süreçleri incelendiğinde tekstil operatörleri, tesviye makinelerini kullananlar, tarım işçileri bu dönüşümden en çok etkilenecek grup olarak görülmektedir. Bu meslek gruplarını takip eden diğer meslekler: depo çalışanları, seyahat acente çalışanları ve basit seviyede tamir yapanlardır. Tüm bunlarla birlikte gelecekte satış, yeme-içme ve konaklama, sağlık hizmetleri ve sosyal yardım gibi sektörlerde işgücü ihtiyacının da artacağı öngörülmektedir. İletişim ve özel uzmanlık gerektiren meslekler dijital dönüşümden çok daha az oranda etkilenecektir. Özellikle yüksek yaratıcılık ve analiz gerektiren işler önümüzdeki 10 yıl dijital dönüşümden neredeyse etkilenmeyecektir. Makineler daha fazla iş faaliyetini üstlendikçe iş kayıplarına yol açılacağı kesindir. Yüksek nitelikli çalışanlar otomasyonla nasıl başa çıkılacağını ve otomasyonla birlikte nasıl varlıklarını devam ettirebileceklerini öğrenerek katma değeri yüksek ve değer yaratan faaliyetlere daha fazla zaman harcayacaklardır.

PCkoloji portalı okuyucularına mesajınız nedir?

Teknolojinin bu artan oranda hızlı gelişimi, biz teknoloji kullanıcıları için birkaç avantaj sağlıyor. Öncelikle bireysel olarak doğru teknolojileri kullanımı ile kendi verimliğimiz artırabiliriz. Örnek olarak, geçmişte fiziki olarak bulunmak zorunda olduğumuz ve hizmet aldığımız yerlerden, şu anda çevrim içi olarak hizmet alabiliyoruz. Mobil teknolojilerin gelişimi bize bu imkânı sağladı. Bu süreç hepimize daha fazla zaman kazandırdı. İşte bu noktada, dijital dönüşüm içinde, sürdürülebilir çalışma hayatına dahil olmak için teknlojiyi kullanarak, bireysel gelişimimizi yeni ekonomiler için artırmalıyız. Mevcut teknolojiler bizlerin bilgi ve kabiliyetinin artırmak için pek çok imkân sunmaktadır. Bu imkanlardan faydalanmak bizleri geleceğe güçlü ve güvenli taşıyacaktır. İş yaşamında olabilmenin temel şartı, dönüşümün içinde var olabilmektir.

 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL